Su Etüdü (Jeofizik Etüt-Jeofizik Rezistivite Etüdü) nedir?

Su arama çalışması yani diğer isimleri ile Su Etüdü, Jeofizik Etüt ya da Jeofizik Rezistivite Etüdü, sınırları belirli bir bölgede yeraltı suyunun varlığını ispatlamaya yönelik bir cihaz yardımı ile gerçekleştirilen bilimsel çalışmalardır. Jeofizik etüdün birkaç değişik metodu olsa da en yaygın ve kullanışlı olanı Schlumberger Yöntemi adı verilen bir arama çalışmasıdır. Alınan ölçümler belirli formüller ve abaklar kullanıldıktan sonra kağıda dökülüp, kayaçların önceden belirlenmiş sabit elektrik geçirimlilik değerleri ile karşılaştırılarak arazinin jeolojisini de kapsayan raporlar oluşturmaya yarar. Jeofizik Etüt ile yeraltı suyunun bulunduğu derinliği ve mevcut su miktarını bilmek mümkün müdür? Jeofizik Etüt prensip olarak kayaçların elektrik iletkenliğini ölçmeye olanak verdiği için derinliğe bağlı olarak kayaçlar arasındaki geçirgenlik değişimlerini belirlemek mümkündür. Bu ifade, Jeofizik Etüt kesinlikle yeraltı suyunun olduğu derinlikleri gösterir olarak algılanmamalıdır. Yeraltında kayaçlar içerisinde boşluklar, gaz, petrol gibi diğer faktörlerde elektriğin hızlı iletilmesine sebep olabilmektedir. Bununla birlikte Jeofizik Etüt ile hiçbir zaman mevcut yeraltı suyu miktarının ölçümü yapılamamaktadır. Daha öncede belirtildiği üzere Jeofizik Etüt, kayaçların elektrik iletkenliğinin ölçülmesi esasına dayanır. Buradan da yer altı tabakalarının farklılığından doğan iletkenlik farkları yorumlanarak formasyonun ve suyun bilgisi verilir. Yeraltı suyu miktarı, potansiyeli ve beslenmesine ilişkin rezervuar-akifer ölçüm ve belirleme çalışmaları, Jeoloji Bilimi’nin konusu olmakla birlikte çok daha masraflı, detaylı ve uzun süre gerektiren çalışmaları kapsar.

Jeofizik Etüdün sondaj çalışması için önemi nedir?

Jeofizik etütlerde dikkat edilmesi gereken en önemli kısım, çalışmanın sadece ölçüm yapmaktan ibaret olmadığının anlaşılmasıdır. İyi bir Jeoloji ve jeofizik mühendisi ölçüm sonunda işbirliğine giderek ölçüm sonuçlarını birlikte yorumlamalıdırlar. Ölçümlerin doğru ve hatasız alınması Jeofizik mühendisinin sorumluluğunda olduğu gibi, arazinin jeolojisini (yüzey ve yer altı yapıları, formasyon ve tabakalar, faylar ve diğer tektonik oluşumlar) bilmek, o bölgede daha önceden yapılan sondaj çalışmalarının varlığını ve sonuçlarını araştırmak da jeoloji mühendisinin sorumluluğundadır. Doğru ve hatasız bir rapor bu gibi bilgi ve tecrübelerle şekilleneceği gibi yer altı suyunun varlığına dair sonuçlar da tüm bu farklı değerlerin birleştirilmesi ve yorumlanması ile ortaya çıkar. Bu çalışmalar, olasılık hesabında %85-90’lık dilime denk gelmekle birlikte, yine de yeraltının bilinmeyen ekstrem koşulları ve sondajcının delme işlemindeki hataları gibi faktörlerden dolayı %10-15’lik yanılma (başarılı olamama) payı müşteriye belirtilmeli ve anlatılır.